7.03.2008
6.30.2008
bi' an - ondört
6.24.2008
"neden burdaydık" simülasyonu

karanlık, küçük bir odada, beş adet ekranlı bir masanın başında 12 kişiyiz. başında dediysem, masanın başı-kıçı mı kaldı bir yandan da?
herkes ekranı, ben herkesi izliyorum.
mesela şu balık etinden hallice kadın, benim apartman arkadaşım t'ye benziyor. ama t. şu anda bir kamu kuruluşunda dirsek çürütüyor. o abla da bizim çocuğun başında dikilmiş, o işin gerçekten öyle olup olmayacağını soruşturuyor.
saçları fazla boyadan "tülük tülük" olmuş. ruju muhtemelen üç buçuk sene önceden kalma, dudağını ziyadesiyle çatlak gösteriyor. eğer bir kocanın karısıysa, adamı iki saatte bir telefonla arıyordur. eğer çocukları varsa, "anneniz size kurban olsun" diye seviyordur onları. ama bana o işin, o zamandan daha önce yetişip yetişmeyeceğini sorarken, pek işbitirici. öğrenilmiş işbitiricilik, sırıtıyor. kafa yukarıda, omuzlar gergin...
biz burda hep beraber durmuş, sarı, "biribiri" diye ses çıkaran saçma yaratıkların neleri yapıp yapamayacağına bakıyoruz.
hepimiz. acayip ciddi bir iş üstündeymişiz gibi davranıyoruz, ama mevzumuz o sarı şey işte.
onlara bakanlardan birisi de benim apartman arkadaşım t. âdeta.
t'nin bir kızı var, bir de kocası. kızı, gecenin yarımında uyanıp "anne, bana tayuk yap" diyor.
buradaki abla da "bakın, eğer yapamayacaksanız, şu andan söyleyin, önlemimizi alalım" diyor.
oradaki sakallı adamlardan birisi "bu karakter, biz istesek kamasutra hareketleri de yapabilecek mi?" diye soruyor. insanı kamasutradan soğutuyor.
ablaya bakıyorum, soruyu kafasıyla onaylıyor, meraklı bir de...
bir an gülesim geliyor. gözlerimi belertmekle yetiniyorum şimdilik.
6.20.2008
böyle ikilemin...
mart - ekim
martları zaten severim, ama ekimlere karşı hep nötr oldum.
ama bu ikili benim hayatımda kendilerini hep çok önemsediler.
geçen mart bambaşka bir şey yaptım, kendim için, başkası için. kadıköy'den çıktım, maslak'a geldim. kadıköy bırakılır mı, bıraktım vallahi. o bambaşka şey bırakılır mı, bıraktım vallahi.
ondan önceki ekim'de, bir sürü kapıdan çıktım, bir sürü kapıdan girdim. bir şeyin başlangıcında bulundum. bir şeyin daha... kadıköy'e gittim. gitmekle kalmadım. olacaklara kendimi, büyük bir rızayla teslim ettim. onlar da oldular.

ondan önceki mart'ta bir şeyin sonuna şahit oldum. bakırköy'deydim. incirli e-5'ini zaten hiç sevmezdim.
ondan önceki ekim'de o şey başlıyordu. naif ve yine çok heyecanlıydı. ben yine oradaydım.
ondan önceki mart'ta galata köprüsü'ndeydim. çok güzel akşamüstü güneşleri izledim. oradan zor, ama heyecanla ayrıldım.
ondan önceki ekim'de fena halde hasret çekmek suretiyle burdaydım. evimde... önümdeki birkaç ayın biraz zor geçeceği hakkında bilgim yoktu.
ondan önceki mart'ta gidiyordum. çok da istemeden. ama yalnızlığın ne kadar hoş olduğunu öğreneceğimden haberim yoktu. çantamı alıp alıp gidebileceğim yerlerden...
ondan önceki ekim'de son kez istiklal caddesi'ndeydim. bir şeye hazırlanıyordum. bir şeylere karar veriyordum. aslında iki sene sonra olacak bir şeyin kararını...
ondan önceki martlardan birinde, hep tatlılıkla anacağım bir şeye başladım, ondan önceki martlardan birinde ondan ayrıldım.
artık ben de mart ve ekimi önemsiyorum. gelecek ekim'de ne olacak, heyecanla bekliyorum.
ama bu ikili benim hayatımda kendilerini hep çok önemsediler.
geçen mart bambaşka bir şey yaptım, kendim için, başkası için. kadıköy'den çıktım, maslak'a geldim. kadıköy bırakılır mı, bıraktım vallahi. o bambaşka şey bırakılır mı, bıraktım vallahi.
ondan önceki ekim'de, bir sürü kapıdan çıktım, bir sürü kapıdan girdim. bir şeyin başlangıcında bulundum. bir şeyin daha... kadıköy'e gittim. gitmekle kalmadım. olacaklara kendimi, büyük bir rızayla teslim ettim. onlar da oldular.

ondan önceki mart'ta bir şeyin sonuna şahit oldum. bakırköy'deydim. incirli e-5'ini zaten hiç sevmezdim.
ondan önceki ekim'de o şey başlıyordu. naif ve yine çok heyecanlıydı. ben yine oradaydım.
ondan önceki mart'ta galata köprüsü'ndeydim. çok güzel akşamüstü güneşleri izledim. oradan zor, ama heyecanla ayrıldım.
ondan önceki ekim'de fena halde hasret çekmek suretiyle burdaydım. evimde... önümdeki birkaç ayın biraz zor geçeceği hakkında bilgim yoktu.
ondan önceki mart'ta gidiyordum. çok da istemeden. ama yalnızlığın ne kadar hoş olduğunu öğreneceğimden haberim yoktu. çantamı alıp alıp gidebileceğim yerlerden...
ondan önceki ekim'de son kez istiklal caddesi'ndeydim. bir şeye hazırlanıyordum. bir şeylere karar veriyordum. aslında iki sene sonra olacak bir şeyin kararını...
ondan önceki martlardan birinde, hep tatlılıkla anacağım bir şeye başladım, ondan önceki martlardan birinde ondan ayrıldım.
artık ben de mart ve ekimi önemsiyorum. gelecek ekim'de ne olacak, heyecanla bekliyorum.
6.13.2008
6.02.2008
bu yaz neler yapılsın?

Bizim evin böyle bi' ev olmasından kimse şikâyetçi değil. bu sayede "yaza hazır mısınız?" dış sesli reklam jingle'larına hep aynı cevabı veriyoruz: "hayır!" olmayı da düşünmüyoruz. çünkü evde bulunanlar dışında bir de mamûl edilmesi düşünülen yiyecek ve içecekler var. sonra eklemek üzere küçük liste şöyle:
- mojito
- vişne likörü (bunun tarifi aklımızda, keza çok basit: vişneleri votkayla hemhal edip çubuk tarçın kattın mı oluyor işte)
- sangria
- karpuzlu votka
- cheescake
- cevizli kek (ki daha önce denenmiş ve test edilmişti)
5.27.2008
?'nin cevabı
bir soru sormuşum. şimdi cevabı biliyorum. evet ayıp olduğu zamanlar var. eğer bencillikten kaimse, ayıp. hem de çok. ama başka koşullarda, hemen "evet" cevabı vermeden önce biraz düşünmek lazım.
5.23.2008
bi'an ondört

hafif bi' esinti, havadaki nem kokusunu ayaklarımın dibine kadar getiriyor. deniz biraz uzakta, 200 metre belki vardır. cüzdanım elimde. demek ki çantam otelde, motelde veya sahilde, şezlongda uzanmış bir adamın yanındaki boş olan şezlongda, güvende.
marketten sigara aldım, oraya götürüyorum demek. gidince bir küçük öğlen birası içip denize de gireriz biz şimdi.
yan tarafta bir küçük havuz var, süs havuzu gibi, ama çocuklar giriyorlar. çıkınca da küçük süs köpekleri gibi saçlarını iki yana sallayıp sularını atıyorlar.
zeminden yüzüme ışık yansıyor.
ayaklarım çıplak değil, ama her an olabilir. 200 metre sonra, sadece... havuzdan şıpır-şıpır sular akıyor.
hadi bir an önce gideyim, sıcak biraz.
hafif bi' esinti. o havadaki nem kokusu, yandaki "güya" süs havuzundan geliyor. ancak küçük bir öğleden önce kahvesi içebilirim. zeminden yüzüme yansıyan ışığın sebebi, 3. kalite afyon mermeri.
bunların sebebi, elimdeki çıplak cüzdan. çantam, 200 metre ötedeki binada. maslak'tayım.
5.15.2008
nikbinizm!
5.14.2008
bi an - onüç
5.12.2008
5.09.2008
keçiyi...
keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur
gözümün önüne geliyor keçi
hala cıvıl cıvıl gözlerinin içi
ağzında ecel yeşili
körpe ıslak
ezilmiş yırtılmış bir çift yaprak
uçurumun dibinde incecik bir su
tatlı mı tatlı duru mu duru
açmış kocaman gözlerini
düşünür su
canlıyken ne kadar hafifti keçi
şimdi ne kadar ağır
gözümün önüne geliyor keçi
hala cıvıl cıvıl gözlerinin içi
ağzında ecel yeşili
körpe ıslak
ezilmiş yırtılmış bir çift yaprak
uçurumun dibinde incecik bir su
tatlı mı tatlı duru mu duru
açmış kocaman gözlerini
düşünür su
canlıyken ne kadar hafifti keçi
şimdi ne kadar ağır
bi' an onbir
"bazen beni sabaha karşı uyandırırdı. 'hemen gitmemiz lâzım' diye. gelip evin karşısındaki duraklarda beklemeye başlardık. şarap almış olurdu. her an çıkacakmışsın gibi... sadece bir an için. sonra çıkardın ve biz giderdik. orada, o evin karşısında o kadar çok sabahladık ki..."
5.01.2008
4.25.2008
bi' an - sekiz

adamı boynunun sol yanından öptü. yataktan kalktı. koridordan parmakuçlarında geçerek diğer odaya yürüdü. elindeki defteri, yumuşak bir hareketle pencerenin önündeki masaya fırlattı. defter masanın köşesine kadar gidip orada durdu.
sandalyeyi masaya yaklaştırdı. oda karanlıktı, karşı pencerenin ışığı masaya vuruyordu.
yazdı. "söyledim, bir kere daha söylerim. yarın ölsem gam yemem."
sonra uzun uzun duş aldı. yüzüne kremli sabun, vücuduna kekikli şampuan, saçına yumuşatıcı krem sürdü.
çıkıp yatağa gitti. yatağın sol tarafında duran konsolun üstündeki şişelerin hepsini boğazlarından tutarak yatağa aldı. yüzüne ve vücuduna yaseminli krem, ayaklarına naneli losyon, ellerine kakaoulu masaj yağı sürdü.
son olarak, bütün gece onun boynunun yanında uzanacak boynunun sol tarafına şeftali kokulu parfüm sürdü.
sağ elinin parmaklarını, onun sol elinin parmaklarına geçirdi. bir dakika sonra uykuya daldı.
4.24.2008
bi' an yedi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







